Bu Blogda Ara

9 Nisan 2010 Cuma

Ola ki yürürüm bir başka asla yada yürürüm mavi olmayan bir gülüşe, unutma ki tek aşık olduğum sensin, aşık olduğum tek. Karanlıkla süslüyor içimi yıkım, dur diyorum yıkılıyorum. Uçurumları baş ucuma koyuyorum sonra, okşuyorum saçlarını rüzgarda, sıcak, ılık bir kolu siniyor yüreğime, gitme diyorum gitme! Düşüyorum. Sonra beni soruyorlar bana, tanımıyorum diyorum. Daha hiç karşılaşmadık aynı çizgide belki susumu dinliyorlar ben sustukça. Yazık bir çığlığın doğuşu gibi oluyorlar. Önce bir bir sonra hepsi. Sonra bir uçurumlar kalır birde yıkımlar, verilen herşey boşmuş gibi alınıyor, önce bir bir sonra hepsi. Sonra mı? Bir ben kalıyorum, bir de yalnızlık. Uçurumlar yıkımlar bende yalnızlık. Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yan yana, öpüşüyoruz, sevişiyoruz rahat, herşey oyunun yasaklarina uygun bir günah oluyor. Tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz. Telli kanlı düğün işte. Üşüyor saçlar biliyorum, dargınmısın bu baharda mayısa bıraktığım gibimisin hala. Vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün. Hala kaçıyormusun zamansız? Gözlerini bırakarak birilerinde. Hala elinden tutup sevgileri dipsiz kuyuya salıyormusun ağlayarak. Küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliryormusun. Kendin kadar aklımdasın. Hala öyle savruk bir gök hala öyle yurdunu yatağını bulamamış bir mavi ve aşkını şaşırmış bir tanrı. Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara. Öylemisin mavi gözle sarı saçlı yoldaşım? Öyle bıraktığım gibimisin? Gerçeği yakmada hala ustamısın? Yoksa çırakmı yanarken yada saçlarıma dolanan aydınlığımmısın? Somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirde. Anlattıkça eksilen tek anlam. Anlattıkça eksilen tek anlam. Hala bıraktığım gibimisin? Yoksa beni bıraktığım gibimi? Kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma, kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma. Hala bıraktığım gibimisin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder